heykeltraş

    ŞİİRLER FARSCA DİLİNDEN ÇEVİRİLMİŞTİR 


***

Mavi

Sedadır

Gülden , sudan

Ve benden daha aşık .

Mehtaptan akar seherde mavi

Yıldızlardan ve topraktan

süzülmüş gönülden , selamdan

Vedadan .

Bakışta akar mavi

Gönül ‘e iyi gelir selam gibi

ve uzak yollar gibi .

Seyretmeyi hep sevdiğim ellerin

Damarlarında nakşolmuş mavi

Seyretmeyi , tutmayı sevdiğim eller

Bulutlar gibi , yağmur gibi , şiir gibi

Ve mavi gibi

Uzaklarda yücelik olan

Şiir gibi .

1989



***

Söyle !

yapabileceğini söyle ,

şiir olunca

sonsuz bir an olur

pılını pırtını topluyor ölüm

suskunluk ısınıyor

ve bakış eşiği geçiyor.
Yapabileceğini söyle...

ve gariban gelsin

yapabileceğinde

pılını pırtını sersin.

1988


***

 Ve acı

kaçacak senden

kırılganlığın en doruğunda

yüzüne bakıp

HAYIR! Dediğinde.

Efsane senden oluşur

ve canın mıknatısı

en uzak sınırların inzivasında

şiiri nöbete görevlendiriyor.

sen direnirsin

ve yara bir başlangıçtır

ki şüphesiz kılıyor insanı sevmek üs’sünde,

ve tenin çırası

en sevdiğim şarkıdır

en sevdiğim şarkı.

1988

***

Ve şiir

pınarların taşlanmasından doğuyor

ve yeni dokunuş

anıların yenilgisi değil.

İlk sözcük cezbediyor

sezdirmeden.

Şiirle

bir mucize yüceliği

ve bende

eskimeyen bir bekleyiş

sezdirmeden .
1988


***


Ve aşk

bir dua idi

ki kadın

yeryüzünden önce

bakışın eşiğinde yaşadılar onu.

Mahcubiyet yanıtsız kaldı, sustu

ve umut

herkesin gözünden uzak

suskun hücrelerde

gözyaşı döktü

sonsuza dek.
1988


***

İşte!

Yeşerttiğin ova

yağmur!

Ve güneş işte!

Sarartıyor.

Ah!

Şaşırdım kaldım

şu seher ve sabahın ikilemine...

Aşığım güneşe

ve mecnunum sana

yağmur!
1988

***

Keşke

bir şarkı olsaydım

ey dost !

Bir şarkı

sadece bu ,

bir şarkı

ve gardiyanın gönlünden

çok uzak .

1992


***


Yolun tadı nedir ?

Sorma

git !

Ve sorma uzakların kokusunu

yakının belirsizliğini ...

Dizler

anıların bütünlüğüdür

ve kalmamak

bütün zamanlar için

bir şiir .

1992

***

Gurbet nerede ?

nerede sılam ?!

somut ufuklar

hayalın yolunu kesmiş

ve yakın

uzaktan daha kaygan ...

Aşk nerede ?

Bir yabancı soluğun varlığı

bakışın duruluğunda

faciaya dönüşüyor

ve gurbetçi

sevgi küllerinde bulur kendini .

Yüreğin nerede ?

Nerede ellerin ?!

Dizlerim

belirsizliğe götürdüler

durmadan beni .

1992



***

Söyledin ki aşk

aydınlık bir düştür

şarkılarla sıvanmış .

gittin ve aşk

çoğalmasıdır gölgelerin

hüzne sıvanmış

selamdan uzak .
1993



***

Şairane yaşamak

hücumunda umutsuzluğun ,

o zaman ki ses

kırık bıçaklardan üretiliyor

ve pencerenin kırılması

canın ahengini oluşturuyor .

Hiç’i okumak

ve her şeyi söylemek

ve sabır , ve sabır

ve sabrı şüphesiz kılmak

bekleyiş dehlizlerinde .

Aşkı yaşamak

ve yüceliği , şiiri ,

sanki yara’da bir hane

ve direnişte ırmak .

1993

***

Gözlerinin derinliklerinde

bir ağaç var ,

topraktır o

ve yaprak ,

tuzdur damarlarının gönlü .

orada konuyor

ki başlıyor kelebekler

rengi

gitmeyi

ve aşkı .

1993

***

Yılların

yılların uçuyor parmak uçlarından

dağların uçuyor , dudakların

bir bebek kadar duru

bir sevda kadar kara

ve bir balık kadar

kaygan olur gökyüzün .

Düşlerin köpüklenir

kızarır yolların

günün hayalleşir

gökkuşağı sarılır bileklerine .

Aşık olursun

vurulursun bakışlarını birinin

kavuşursun mor dağlara

yaşayarak o bakışı ...

Yılların

yılların yerleşiyor avuçlarına

bir şiir kadar duru

bir sevda kadar kara .



1994

***

Gönül kendinden

ben senden

ve gece kalenderliğinden perişan .

Uzaklık

Bilinmezliğe dek .

yağışın susamışlığıdır

dünyanın büküşü

ve isteğin sıkışmasıdır

dudağın titreyişi .

Diyar

damarlarımda raks ediyor

yar

gözbebeklerimde .

1994

***

Sevinç

suyun nakşı

su

sahilin hasreti

gönül

yolun yorgunu ...

Barış

and’ın sonu

barış , asilerin kalesi

ve barış , zamanın sılası .

Ötesi zamanın

sedanın nabzı

ötesi sedanın , nabzın tadı

bakışın atışı , düşlerin çöküşü

düşlerin tecellisi

canın müziği .

1994

***

Yolların

yönlerin köpüklenir

kızıllaşır bulutlanır

hayal olur gurbetin .

Anıların saçlarına

anların öğelere yerleşir .

bulunmaz olur yağmurlu bir gecede

sokaklarda dolaşır kara gözlerin .

Yamaçlara bakmak olur şarkıların

soluk soluğa ,

dinginliğin yayılır kirpiklerine

dalga dalga

varmak serüveni ezgileşir ...

Tarumar

Avarelik .

1995

***

Gitmekten doğdu

Ne doğmuşsa , kalmamaktan .

Yol serüveni

Akıyordu damarlarında

Sıla demeden yaşıyordu dizleri

Gidiyordu , efkarlı .

Gitmekten oldu , ne olmuşsa .

Kirpiklerine sarı vermiş kum taneleri

Saçlarına alevler konmuş

Gözleri açık kederli .

Kabarırdı ayak izleri toprakta

Nakış nakış

Yağmurlaşıyordu parmakları

Damla damla ...

Şu gitmeler içinde

Bıraktı dalgalara

Tenha ellerini

Lime lime ...

Ah !

Şu gitmelerden doğdu

Ne doğmuşsa .
1995

***

Dediler

Hayaldir amacı , yolu .

Dediler

Buluttur gördükleri

Güneşi düştür .

Yağmuru onun

Sonuçsuz çabasıdır bir kelebeğin

Alevlendirmeye ateşi ,

Ve şiirleri

Uyurgezerlerin

Uyanıklık evhamıdır ...

Dediler ...
Öyle dediler

Ve o gitti

Ve biz kaldık

Bulutsuz

Güneşsiz

Yağmursuz

Ve

Düşsüz .

1995

***

Kederleniyor göğsümdeki hayal

“ Dost”un

kaygılarını sezerken ;

ve sevmek duygusu

parmaklarımın kuytusunda

hüzünlü kalışını sürdürüyor .

Gözlerim acıyor

“Patris”i* anımsarken

ve bir dizim .

Avuçlarım ısınıp alevleniyor

Yaşadığımda “Brono”**yu ...

Amansız olur yalnızlık

Gece olur, gökyüzü çöker

Buza vurur kalbimin atışları

Sesim bulutlanır .

“Dost”un dokunuşu sarılmıyorsa anılara

kederleniyor hayalımdaki gülümseme

Zühre’siz kalır damarımdaki ozan ,

içim yalnız kalır .



* : Patris LOMUMBA – özgür kongo’nun cumhur başkanı .dönemin
sömürgeci belcika yönetimi tarafından kaçırıldı , işkence
altında öldürüldü .
**:Jugordano BRONO –büyük İTALYAN filozofu-16.yüzyılda
engizisyon mahkemesi tarafından mahkum edildi , yakılarak
öldürüldü . sözünden dönmedi .
1995


***

Boğazımı bulutlar bağlamış

Ellerimi .

Gözlerim

Kırık camları okşamaya mahkum

Ve damarlarım

En uzak sınırlarda avare ...

Kendi kadar yalnızdır sedam

Benim ,

Ey yüce sözcük mavi titreyiş !

Getirdiğin senin

Kırık bir tanrının kırıkları

Ve kazancım benim

Gözlerimin parçaları

Ve ihtiyaç omuzları ...

Avare bir cihanı omuzluyoruz



Soğuk bir ateşin dehlizlerinde

Ve parmaklarımızın dökülüşüne

Şu kısır toprağa

Hala inanamıyoruz .

Unuttuk yağmuru

En yakın düşümüz

Gökyüzünün yıldızsızlığında

Kaybolur

Ve şiirin gerçeği

Dudaklarımızın yanışına dönüşür ...

Uçmak

Perişan hatırası oldu asırların

Ey baharın düşü

Gel ey mavisi asilerin !

Gel ey

Aşkın yüceliği

İnancı asilerin !

1995



***


Rengin milelerde saklı sevinç

Ve nakış

Hayalin çocukluğunda .

Uzaklaştı mavi havuz

Kağıt fener

Kahkahası kumrunun ...

Kelebek damarda gizlendi

Ve balık

Göğüsün kuyusuna

Heftsin *

Öykünün koynuna

Lale kalbin kutlusuna ...


Sevinç

Uzak bir pınarın mırıldaması artık

Ve Sevinç

Çocukluk eriklerinde saklı .




*: heftsin : İRAN’da nevruz bayramı sırasında
( İran’da yılbaşı) yedi çeşit , S, harfiyle başlayan
meyve ve sebzelerden kurulması gelenek olan bir
sofra. Yenileyen doğayı simgeler

1995

***

Gidiyor

Hayalimin yarısı

Issız bir sabahın başlangıcında

Varmamayı sezerek ;

Şiirlerim gidiyor

Bilirim ,

Acı renginde bir dokunuş

Bir koku

Ve acı şeklinde bir yol kalır .

Bir çift kanat süslüyor düşlerimi

Gidiyor ,

Ve sevdası serpiliyor kumlara

Sedası .

Ürküyor dudakları

Omuzları titriyor

Gidiyor

Bir şarkı olur titreşim

Değişim

Bir yankı .

Gidiyor ömrümün yarısı

Issız bir yankının yolunda

İzi kalıyor göğsümde ;

İzsiz yollarda yine aynı soluk :

Değişim.
1995





***

Kaldı içimde

Betimlenmemiş rüyası

Paylaşım .

Sedası

Fışkırıyordu yüz hatlarından

Bir su damlası geziniyordu sisli bakışlarında

Havasında

Düşlerimde kaldı kırık kanatları ;

Bükülmüş dudakları :

Serüvenin başlangıcı

Çığlık , bir yansıma ,

Yankısı : uzak göllerin suskunluğu ,

Feryat : bir karşılaşma ,

Yaşamı : bir gülümseme


Avuçları : bestelenmemiş henuz

Yağmur parmakları

Yüreği evren ,

Parmak uçları : gezginlik ,

Gurbeti :

Raks eden bir bulut ,

Hayatı :

Beklenmemiş bir doğum ,

Adı : yaşam .

1994

***

Anlatırken gelincik çiçeğini

bakışında

Gün batımını nakş ediyordu ruzgar

ve kızılı gurubun

Yakıyordu ellerimi .

uzaklara gidiyordum

Bir teselli aramaya ,

bulması için

Gurbeti kokladığım teselli .

Gelincikten konuşurken sen

yağmur yağsın

istiyordum sanki

Yaksın gurbeti , yırtsın mesafeyi

Ve bizden konuşsun

Gelincikten konuşurken

Sen .

1995

***

gholamreza zand için


en kısa sesimizle düşünüyoruz

ve ölmek korkusuyla

dağıtıyoruz kendimizi .

ölüm geliyor

rüzgar esiyor

aşk gidiyor

götürüyor bizi kendisiyle

ve ölüm korkusunu gömüyor

gözlerimizin derinliklerine .

evet dostum

en kısa sesimizle düşünüyoruz

ve ölüm korkusundan

ölüyoruz .

1995

***

gönlümün şehidi
şapur için


gittiği zaman

bir gam’dan bir hasrete

şarkının sonbaharıydı yüreklerimiz

direnişin yaprak dökümüydü

gittiği zaman .

aşk , en kaybolmuş

vefa , en yalnız

ve gönül en yuvasızdı

gittiği zaman .

döküldü birer birer tenin menekşeleri

sokağımızın köşesinde

ve bakışların ateşi

yaktı parmaklarının yapraklarını

alevlendi kahkülü ...

Şiirlerimiz

Dudaklarının mırıldanmaları

Ve şarkılarımız

Yüreğinin haykırışları ...

Gitti o

Ve doluyuz gelişinden

Gittiği zamandan . 1997



***

Titreyişin derinliklerinde

Var olmak

Ve isyanın yüce asiliğinde ...

Sen

Tamamını gidememişsin .

Kaybolur sedan

Bekleyişin kıvrımlarında

Hüzün bulutunun yağışında

Şu tenin çöküşünde ...

Kendi tamamını gidememişsin

Kalmışsın

Ve kaybedersin kendini

Gurbet bulutunda

Zaman dehlizinde .
1997



***

Gelmiyorsun

Yaralar yıpranıyor

Selamlar uzaklaşıyor

Gelmiyorsun .

Gece

Göze yuvalanıyor

Sabah

hüzünlü ve yorgun

Yolun yarısında kalıyor

Ve pencere hiç açılmıyor .

Gelmiyorsun

Bekleyiş bütünlüğümü kapsıyor

Arzunun gerçek olması

En uzak sınır oluyor

Ve düş inancımın yoldaşı ...

Gelmiyorsun ve ben hala

Gelmeni gözlüyorum

Ve sen ...


1997
***

mecliste pankard
açtıkları için 96 yıl
hapis cezasına çarptırılan :
Bülent , Metin , Aşkın ,
Mahmut , ve Özgür için .


96 yıl adımlarken seni

Bekledim sevgi gibi

96 yıl ,

Damarlarımda giden kervanın

Çanlarının tınısından

Şiirler yaptım

Beklerken seni

96 yıl .

1998



***

Balıklar su içer mi ?

Sordum kendi kendime ...

O da beni seviyor mu ?

Sorusu gibi yanıtsız kaldı .

Ve ben

Gitmekten başka

Yapacak bir şeyim kalmamıştı

Balıklar su içip

İçmese de .

1998

***

Şu cihanın

Neresinde öğrendik

Aşkı

En yersiz yerde tüketmeyi ,

Vefayı

Sabırsızlık çıkmazlarında kaybetmeyi ...?

Ve bekleyişi :

Gecelerimizden daha renksiz

Ellerimizden daha kaygan –

Nerede öğrendik

Çözülmeyi sıkılmışlığımızda

Yok etmeyi gözlerimizde ...?

Neresinde öğrendik bu cihanın

Hangi cihansızlıkta ?

1998

***


gönlümün şehidi ,
Şapur’a



Ve sedan

Sonsuz bir isyandır

Ki geceyi ay’landırıyor

Sapur !

Gözlerime yıldız dök

Sensiz uçmak umudu

Uzaklaşıyor ruhumun umudundan

Ayrılıyor gözümden , kanadımdan .

Işıldat ellerini

Daraldım suskunluklardan ...

Kuşkuların ardından gel ,

Deli bir ırmak arıyor seni

Alevden dalgalarıyla ...

Sabırların ardından gel

Gel ey Şapur !

1998


***

Gülüyorum

Tılsım var ve kaçış

Soğuk ve öpüşme sız ,

Ve damarlarımın sonunda

Bir damla gözyaşı

Ben gülüyorum ...

Gelmiyor içimden ağlamak

Ve ben korkuyorum ,

Çok uzaklardan bir ses duyuyorum .

Dua mı edeyim ?

Hangi eşik anlıyor ne istediğimi

Hangi eşik !?

Bunu anlamak için değil miydi

Ki dizlerimi kaybettim

Gözlerimi kırdım

Ve ellerimi bir buluta sattım ,

Gitmesi için , gitsin

Ve beni gurbetime bıraksın

Aramam için aradığımı ?

Bana söylediler : yok bir bağ !

Ve içimde bir soru dalgalanıyor :

Kimdi bunu söyleyen ?

Ne diyordu ?

Şu uzun yolda

Gözlerimin damarları bile

Bağ oldu bana

Kimdi bunu söyleyen ...?

Yare’nin ötesinde bir hane var

Avlusunda bir dua

Perişan yankısını duyuyorum ,

Ve düşünüyorum , düşünüyorum

Gelmiyor içimden ağlamak

Ve ben gülüyorum .


1988

***

İstiyordu

Nasıl istiyordu gönül

Söylemeyi sana :

Seni seviyorum .

Gökyüzü yakındaydı

Ve o korku içimde

Ki mırıldanmamın yankısını duysun ay

Ve yanağıma

Döneklik damgası dağlasın ...

Söyleyemedim .
1988



***

Ellerinden

Ağıt alıyorum ,

Direnişinden şiir ,

Canımın yörüngesinde

Devinen direnişin .

şarkı

Keşfiydi sonsuz bir an’ın

Ve kılıçların çekaçeki *

Kopuşsuz kılındı bakışımda .

Şair yüce bir varlıktı

Ve şiir

Her zaman bir hançeri simgeledi

Bağrında .



*Çekaçek : Kılıçların bir birine değdiğinde çıkardıkları ses .

1988
***

Ve söz

Senden ısındı

Sözcük oldu hüzün ,

Acı

Gönülden eksik olmadı .

Sözcük bir dehşetti

Ve onu kavrayan

Hala sokakta gidiyor .

Yağmur yağdığında

Senden dolmuş

Pencereye gittim

Ve çok sevdim

Sokakta gideni .

1988



***

En zarif ay

Onu çağırdığında ,

Bulutlar düşmanlığından

Vazgeçtiklerinde ,

Gönül hatıra olduğunda ,

Selam uzaklara gittiğinde

Ve öpüş geri gelmediğinde

Ona bakmıştım ,

O seher oldu

Ben seyrediyordum ,

En zarif ay

Onu çağırdığında .

1989

***


Sözümü susmuş yürüyorum

Tahammül vadesinde ,

Ve tekrar ediyorum avareliği

Sesimde .

En kara topraktan filizleniyorum

Ve bekleyişten , bekleyişten

Ve adım

Filizlenmenin en gizli kuytusunda bile

Hecelenmiyor , hecelenmiyor .

Gece

En garip bakışını seriyor

Ve ben

Almış başımı gidiyorum

Bekleyişle , bekleyişe

Tahammül vadisinde

Sabır yokuşunda .

1989

***

Şairler

Korkudan doğuyorlar

Ve en eski şarkı

Gurbet taşıyor gözlerinde .

Öyle anlar var ama

Ki şair

Maralların ve kaplanların sevişmesinden doğuyor ,

Öyle anlar var ki mezarlar

Fatihler gibi yelken açıyor

Ve ölüler

Huzurlu bir soluğu tecrübe ediyor .

Öyle anlar ki şiir

O kadar güzeldir ki ben

İnanıyorum sana aşık olduğuma .

1988

***


Dedin ki şiir

Onun gözlerinin

Parçasıdır günbatımında .

Dedin ki şiir

Sevdalı bir anın cezb edişidir

Ki dost

Garip bir gurbetten

İnanmayan gözlerinin önünde

Filizleniyor topraktan .

Ve dedin ki şiir

Ay’ın hüznüdür

Bir yıldızın kayboluşunda , seraptan

Bir göy de ...

Ve dost düşündü ki

Şiir kalıcı bir zülümdür

Ve şair sonsuza dek ondan

Payını almakta .

1988

Sayfa Özeti: Deyişler

Sayfa Açıklaması: şiir iran çağdaş şiiri heykel heykeltraş iranlı heykeltraş babek sobhi iranın ve türkiyenın çeşitli kentlerinde , mermer , granit , seramik , ahşap metal ve atık metal gibi çeşitli malzemelerden hey

Anahtar Kelimeler:

Deyişler

web tasarım
English Türkçe Persian